TYF Başkan Adaylarından Cevap Bekleyen 15 Soru
02 Eylül 2021, Perşembe 11:20Türkiye Yelken Federasyonu’nda pandemi nedeniyle bir yıl ertelenen başkanlık seçimleri 2021'in Kasım ayında yapılacak.
Mevcut başkanla mı devam edilir yoksa ortaya yeni bir isim ya da oluşum mu çıkar bilemeyiz ama 2024 Paris Olimpiyatları süreci, kalan üç yıllık dönemde TYF’nin yeni başkanı için “Ateşten gömlek” olacak, burası kesin.
Amatör spor federasyonlarında başkanlık seçimlerinin tarihi Olimpiyat Oyunları’na bağlanmış durumda… Tüzük, Olimpiyat Oyunları’ndan sonraki dört ay içinde bu seçimlerin yapılmasını öngörüyor.
Ancak bu takvim, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın Covid-19 salgını nedeniyle bir yıl ertelenmesi üzerine şaştı.
Bu programa bağlı olarak Türkiye Yelken Federasyonu’nda da yeni başkanın belirleneceği seçim, henüz resmi bir duyuru olmamasına rağmen muhtemelen 2021’in Kasım veya en geç Aralık ayında yapılması bekleniyor.
Adaylığa resmen talip olduğunu açıklayan ilk isim, şimdiki başkan Özlem Akdurak’ın görevi teslim aldığı Serhat Belli. Diğer adaylardan henüz ”ortaya çıkan” yok.
SEÇİM Mİ, ATAMA MI?
Bu arada yaygın bir söylenti de, 2021’de federasyon başkanlığı seçimlerinin olmayacağı, başkanlık görevine “atama yapılacağı” yönünde. Elbette bu ciddi iddia, uluslararası spor arenasında pek çok sorunu da beraberinde getirecek. Ama şimdilik konumuz bu değil.
Her şeyin “olağan seyrinde” devam edeceğini var sayarak, 2024 Paris Oiimpiyat Oyunları’na kadar yaşanacak “olimpik süreci” mercek altına almaya çalışacağız.
2024 Tokyo Olimpiyatları’nda yelken dalındaki son haberimizi şöyle kapatmıştık:
“Finn sınıfında olduğu gibi 470 sınıfı da Tokyo 2020’de son kez parkura çıktı. Paris 2024’ten itibaren Finn sınıfı Olimpiyat Oyunları dışında kaldı. 470 devam ediyor ancak artık yarışlar “Erkek” ve “Kadın” olarak iki ayrı kategoride değil, “Mix” olarak karma ekiple yapılacak.”
Bu Türk yelken dünyasını çok yakından ilgilendiren bir konu…
Biz devamını getirmeden, deneyimli bir isim olan Aydın Yurdum dün Facebook sayfasında ayrıntılı bir durum değerlendirmesi paylaştı.
Aydın Yurdum, Laser'i öylesine sevdi ve benimsedi ki, hem milli olarak yarıştı, hem de 14 yıl boyunca bu sınıfın TYF çatısı altında Sınıf Sekreterliği'ni yaptı. Sonra yat sınıfına geçti, Goblin ekibini kurdu. Şimdi yelken
dünyasından uzaklaştı, kendini tenise verdi ama yine de yelken ile duygusal bağını kopartabilmiş değil. Ama her türlü "yöneticilik"ten deuzak tutuyor...
“YELKENDE NE OLUYOR?”
Yurdum’un deneyimi sadece milli bir sporcu olmanın dışında, Laser Sınıf Sekreterliği, Yönetim Kurulu Üyeliği ve Asbaşkanık gibi 14 yıllık TYF geçmişinden de kaynaklanıyor. Bu yüzden gerek sporcu, gerek idareci kimliği ile konuya masanın her iki tarafından da bakıp yorumlayabileceği birikime sahip.
Aydın Yurdum, “Yelkende ne oluyor?” başlıklı incelemesinin ilk bölümünü Tokyo 2020 ile ilgili görüşlerine ayırmış. Şöyle diyor:
“Olimpiyatlar bitti, her zaman olduğu gibi Olimpiyat sonrası federasyon seçimleri yapılacak.
Geriye dönüp baktığımızda ülkemizi yelkende yetkin bir antrenör ekibi ile takımımız güzel bir şekilde temsil ettiğini görüyoruz, ellerine sağlık.
Finn’de Alican’la (Kaynar) ilk gün çok heyecanlandık, o heyecanımız son güne kadar sürdü. Şansımız biraz yaver gitseydi daha güzel bir sonuç gelebilirdi ama yarışmacı sporda bunlar normal.
Diğer tarafta 470 gibi teknik olarak zor bir sınıfta tecrübeli Çınar kardeşler yine güzel bir seri yaptılar, madalya yarışına da kaldılar. Diğer genç arkadaşlarımız da ellerinden geleni yaparken tecrübe kazanıp döndüler hepsine teşekkürler.”
PARİS 2024’E NE KADAR HAZIRIZ?
Bu “genel değerlendirme” bölümü. Biraz daha konuya derinlemesine baktığında, dikkat çekici saptamaları da peşinden geliyor:
“Bugün fotoğrafa baktığımda, özellikle 470 ve Finn’deki pozitif sonuçları göz önünde bulundurunca ileriye dönük ne kadar umutluyum diye düşündüğümde kafama bin türlü sorular takılıyor” diyen Aydın Yurdum yazısına şöyle devam ediyor:
“Çünkü Tokyo’da en başarılı olduğumuz 2 sınıftan Finn artık yok, 470 ise mix oldu!
Finn yerine Formula Kite geldi. Sörfte de radikal bir değişiklik yapıldı Foil’e geçildi.
2 kişilik Nacra 17 ve Skiff 49er’ler aynen devam ama ben bu sınıfları ülkemizde daha yarışırken göremedim….
Yani anlayacağınız önümüzde 3 sene var ve Olimpiyatlarda elimizden en iyi sınıflar alınmış durumda. Yerine pek de ilişkimiz olmayan sınıflarla baş başa kaldık!”
EN YÜKSEK POTANSİYEL LASER KADIN’DA
Aydın Yurdum, devamında konuyu asıl ilgi alanı olan Laser’e getiriyor. “Tek altyapısı olan teknemiz Laser” diyerek değerlendirmesine devam ediyor:
“Fakat burada da Laser Erkek sınıfı kurtlar sofrası, bu olimpiyat için kota dahi alamadık.
“Laser Kadın ise bence Olimpiyat’ta en fazla madalya potansiyeli taşıdığımız sınıf ama o veya bu nedenle bir türlü o başarıyı yakalayamadık ama ben hala bu başarıya ulaşabileceğime inanıyorum, hala ilk Olimpik madalya potansiyelimizin Laser Kadın kategorisinde olduğunu düşünüyorum.
Yukarıdaki bakış açım ile endişelerim ise tüm bu değişiklilere ne kadar hazır olduğumuz düşüncesinden kaynaklanıyor. Ben hiç emin değilim… Deniz üstünde de herhangi bir sinyali göremiyorum.”
KONUNUN BAM TELİ: PARA!
Yurdum, yelkenciliğinin yanı sıra başarılı bir iş insanı aynı zamanda. Dolayısıyla “para”nın ne demek olduğunu, “ne anlama geldiğini” ve “yönetilmesi gerektiğini” iyi bilen bir kişi…
“Finansal açıdan baktığımızda, bizim zamanımızda 3.500 euro olan Laser, şimdi 8.500 euro seviyelerinde…” diyor ve değerlendirmesin sürdürüyor:
“Nacra ve skiff teknelerin ise 30.000 euroları aşkın fiyatı var! Kulüpler bu paraların altından kalkamaz...
Sporcu açısından baktığımızda, yeni sınıflara kim binecek?
Bu sınıfların Paris’te olacağı çok önceden belliydi ama herhangi bir hazırlık yapılmamış durumda. Bu çok umut kırıcı… Gereken planlama niye yapılmadı? Ya da yapıldıysa niye suya inmedi merak ediyorum. Alican ve Çınar kardeşlerin tecrübelerinin bu yeni sınıflara devşirilmesi mi düşünülüyor?”
CEVABI BEKLENEN SORULAR
Sonra….
Sıra “kafasını kurcalayan”, bizim de yazlığımıza başlığını veren sorular kısmına geliyor.
Kasım veya Aralık’ta yapılacak Federasyon Başkanlık Seçimi’ne aday olacak isimlerin şimdi “derslerine” bu sorulara cevap arayarak ve bularak hazırlanmaları gerekiyor.
-TYF'nin performans yelkencilerinin gelişimi ile ilgili orta ve uzun vade stratejileri nelerdir?
-Yükselen kur karşısında eskiyen tekne filoları nasıl yenilenecek, ülkemizde olmayan yeni sınıflar bu yüksek maliyetlerle nasıl karşılanacak?
-Yükselen döviz maliyetleri, önemli ölçüde artan uluslararası yarış maliyetleri nasıl karşılanacak?
-Yukarıda bahsettiğim Olimpiyatlar’dan kalkan sınıflar yerine yeni gelen ve ülkemizde bulunmayan sınıflar nasıl entegre edilecek, önümüzdeki 3 yılda yeni ekipler nasıl yetiştirilecek? Çok geç kalmadık mı?
-Bu yapılanma için bütçe öngörüsü nedir? Nasıl finanse edilmesi düşünülüyor? Bir plan var mı?
-Olimpiyatlardaki değişime böylesine geç kalındığı bir durumda ülkemizde yelkenin yayılması için yapılmış olan projeler ve bu konuda nasıl bir projeksiyon var merak ediyorum?
-Ülke genelinde yelken eğitimleri nasıl değerlendiriliyor ve TYF bu süreçte yol haritası belirlenmesinde nasıl bir rol oynuyor? Sanki bir plan yok. Olsa bu yeni sınıflara hazır olurduk, umarım yanılıyorumdur...
-12 ay yelken yapılabilir ülkemizde gençlerimizi sürekli denizde tutmak ve gelişmelerini sağlamak için yapılmış planlar nelerdir?
-TYF'nin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tüm amatör yelkenciliği sahiplenmek için bir projesi var mı?
-Çok merak ettiğim bir konu da şu: TYF'nin devlet kaynaklarının dışında elde ettiği gelirlerin bütçesi ile oranı nedir?
-Özerk Federasyon yapısı bu anlamda bakıldığında bir fark yaratıyor mu ve özerk olmanın bir avantajı var mı? Yoksa “sözde özerkiz, oraları karıştırma” mı?
-TYF'nin organizasyon yapısında seçilmiş yöneticiler gerekli katkıyı sağlayabiliyorlar mı? Yoksa her şey ülkemizin genelinde olduğu gibi tek koldan mı yürütülüyor?
-Gerçekten spora hizmet eden ve sporcu yetiştiren kulüpler ile bir katkı sağlamayan kulüplerin ayrımı nasıl yapılıyor, bu katkı nasıl değerlendiriliyor?
-Başarı nasıl ölçülüyor? Ölçüm metodları doğru mu? Başarısız olanlar geliştirilmeleri için nasıl teşvik ediliyor / destekleniyor? Başarısından ötürü desteklenmesi gerekenler nasıl belirleniyor ve nasıl bir destek veriliyor? Kağıt üstünde prosedürler var gibi ama fiiliyatta var mı?
-Bu federasyonlar her seçildiğinde merkezi niye Ankara, İstanbul, İzmir vb illeri dolaşıyor, anlayabilmiş değilim. Niye bir TYF hafızası oluşmuyor? Niye devamlılık yok? Niye her kademede insanlar değişiyor?
Cevap bekleyen 15 sorudan söz ettik. Ama maddelerden bazıları kendi çerçevesinde birden fazla soru içeriyor.
SEVİMSİZ TABLO NASIL “SEVİMLİ”YE DÖNÜŞECEK?
Her ne olursa olsun, TYF’de başkanlık koltuğunun 2024 Olimpiyatları hazırlık sürecinde “Ateşten gömlek” olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
“Gömleği giymeye aday olanların” bu sorulara nasıl cevaplar üreteceği ve “pek de sevimli olmayan” bu tabloyu nasıl tersine çevireceği merak konusu.
Gelinen noktada, “Başkanın kim olacağı”ndan ziyade, adayların bu soruları nasıl cevaplayacakları önemli...
Elbette ki, “günü kurtaracak” kaçamak cevaplar da “inandırıcılıktan” uzak olacak.
Alıntı: Turksail
