Öldüren can yeleklerinin hesabını kim verecek?
27 Eylül 2017, Çarşamba 22:34 Mülteci akını, insan hayatını hiçe sayan uyanıkları yine harekete geçirdi. İzmirde polis ve zabıtanın bastığı merdiven altı atölyede 1.263 adet sahte can yeleği ele geçirildi.
Gözaltına alınan sanıklar, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu"na muhalefetten tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu mu insan hayatına verdiğimiz değer?
Türkiyede öyle şeyler oluyor ki, anlayabilmek, kavrayabilmek, akıl erdirebilmek, mantık yürütebilmek mümkün değil.
Gelin şimdi diğerlerini bir kenara bırakıp, öldüren sahte can yelekleri üzerine yoğunlaşalım.
Ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiyeye gelen sığınmacılar, ilk fırsatta kendilerini Egenin karşı kıyısına, Yunanistana atmak istiyor. Oradan nereye gidecekleri beli değil ama ilk hareket noktaları bu
Sığınmacıların tıka basa doldurdukları onlarca şişme bot her gün Ayvalık, Didim ve Bodrumdan sabahın alaca karanlığında denize açılıyor.
Bazıları hedefe ulaşmayı başarıyor, bazıları da bu umut yolculuğunda yaşama veda ediyor.
Bu yolculukta vazgeçilmez iki enstrüman var
Bunlardan biri şişme lastik bot, diğeri de can yeleği
Ve her ikisi de Türkiyede merdiven altı denilen ilkel atölyelerde üretiliyor.
Önceleri bunlar eldeki stoklardan karşılandı Sığınmacı sayısının giderek artması üzerine, denizcilik malzemeleri satan dükkanlar talebi karşılamakta zorlanınca, devreye kolay yoldan para kazanma düşüncesinde olan uyanıklar girdi.
Su sporlarında kullanılan kişisel yüzdürücüler önce Çinden ithal edilmeye başlandı. Zaman içinde sürüm için daha ucuzları tercih edildi ve kaliteleri giderek düştü, sonunda da Türkiyedeki bazı atölyelerde üretim başladı
Ne var ki, üretilen bu yelekler, can kurtarmadan çok, can alma özelliğine sahipti
İzmirde birkaç gün önce belediye zabıtası ile polislerin gerçekleştirdiği ortak operasyonda basılan atölyelerde 1.263 adet sahte can yeleğine el konuldu.
Aslında bu malzemeye can yeleği demek de doğru değil. Doğrusu kişisel yüzdürücü
Piyasada satılan standart örneklerinin fiyatı 50-150 dolar arasında değişirken, bu uydurma güvenlik gerecinin işportada 20-30 liraya satıldığı ortaya çıktı.
Yeleklerin içine sünger parçaları ve ambalaj artıkları doldurulmuştu. Dolayısıyla bırakın yüzdürmeyi, ıslanınca ağırlaşacağı için batırıcı özelliğe sahipti.
Acaba, Ayvalık ve Didimde yaşanan son iki faciada can veren 31 kurbanın üzerinde de bu yeleklerden mi vardı?
Ya da, bu yeleklerden giyen kişiler arasında ölenler oldu mu?
Operasyonda, mallara el konuldu, gözaltına alınan 11 kişi Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet gerekçesi ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu kişilere ayrıca 1.800 lira para cezası kesileceği öğrenildi.
Peki, kaçakçılık bu işin neresinde?
Hemen söyleyelim, etiketinde
Ne alaka?...
Çünkü merdiven altında üretilen bu yeleklerin üzerine tanınmış markaların etiketleri yapıştırılmış Dolayısıyla konu gümrük mevzuatına takılıyor.
Yani burada, malzemenin ölüme yol açabileceği göz ardı edilip, devletin zarara uğratılması ön plana çıkıyor
Ne var ki, bize göre bu iddiadan rahatlıkla yırtacaklar, çünkü süsü var ama kaçakçılık diye bir şey söz konusu değil. Gerçi "İnsan Kaçakçılığı" var ama ilgili kanun bunu kapsamıyor...
Dolayısıyla iş sahtecilik ya da taklit ürüne geliyor ki, bu da öncelikle taklit edilen markanın şikayetini gerektiriyor. Aksi halde cezası yok...
Bize göre, sahte can yeleği üretmenin ve satmanın sıradan bir sahtecilik ya da gümrük kaçakçılığı gibi görülmesi en büyük yanılgı İşlenen suçun çok daha ağır bir bedeli olması gerek Zira insan hayatına kast ediliyor
TCKnın 21. Maddesinde, Olası kast ile ilgili bölümlere rastlıyoruz. Olası kastla bir veya birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma ise ağırlaştırılmış müebbete uzanan uzun süreli hapis cezalarını öngörüyor
Bu nedenle soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıyoruz!
Ve bir şey daha...
Aylardır giyim mağazalarında mankenlere giydirilerek teşhir edilen, hatta bazı yerlerde bakkallarda ve dahi işporta tezgahlarında bile satılan bu can yeleklerini görüp de görmezden gelenlere ne demeli?
Bu malzemelerin su sporları ile ilgilenen kişilere seslenmediği satıldığı ortam açısından apaçık ortada Dolayısıyla hedef kitle olarak kimlere seslendiği de
Ne dersiniz, bakalım mı bir kez daha TCKya?...
Göçmen kaçakçılığı suçu ile ilgili olan 79uncu maddede, Bir kişinin yasal olmayan şekilde yurt dışına çıkmasına imkan sağlamak suç kapsamında değerlendiriliyor ve 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ile 10 bin güne kadar para cezasına hükmediliyor.
Üstelik, Teşebbüs halinde kalması da hafifletici neden sayılmıyor ve hayati bakımdan bir tehlike oluşturması halinde bu ceza yarısından üçte ikisine kadar arttırılır deniyor.
Biz hukukçu değiliz. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hissedip kabaca araştırdık ve bunları bulduk. Kim bilir uzman olanlar daha neler bulurlar.
Maksat caydırmak ise ilgili tüm birimlere büyük görev düşüyor.
Katil uşak diyerek geçiştiremeyiz
Gözaltına alınan sanıklar, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu"na muhalefetten tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu mu insan hayatına verdiğimiz değer?
Türkiyede öyle şeyler oluyor ki, anlayabilmek, kavrayabilmek, akıl erdirebilmek, mantık yürütebilmek mümkün değil.
Gelin şimdi diğerlerini bir kenara bırakıp, öldüren sahte can yelekleri üzerine yoğunlaşalım.
Ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiyeye gelen sığınmacılar, ilk fırsatta kendilerini Egenin karşı kıyısına, Yunanistana atmak istiyor. Oradan nereye gidecekleri beli değil ama ilk hareket noktaları bu
Sığınmacıların tıka basa doldurdukları onlarca şişme bot her gün Ayvalık, Didim ve Bodrumdan sabahın alaca karanlığında denize açılıyor.
Bazıları hedefe ulaşmayı başarıyor, bazıları da bu umut yolculuğunda yaşama veda ediyor.
Bu yolculukta vazgeçilmez iki enstrüman var
Bunlardan biri şişme lastik bot, diğeri de can yeleği
Ve her ikisi de Türkiyede merdiven altı denilen ilkel atölyelerde üretiliyor.
Önceleri bunlar eldeki stoklardan karşılandı Sığınmacı sayısının giderek artması üzerine, denizcilik malzemeleri satan dükkanlar talebi karşılamakta zorlanınca, devreye kolay yoldan para kazanma düşüncesinde olan uyanıklar girdi.
Su sporlarında kullanılan kişisel yüzdürücüler önce Çinden ithal edilmeye başlandı. Zaman içinde sürüm için daha ucuzları tercih edildi ve kaliteleri giderek düştü, sonunda da Türkiyedeki bazı atölyelerde üretim başladı
Ne var ki, üretilen bu yelekler, can kurtarmadan çok, can alma özelliğine sahipti
İzmirde birkaç gün önce belediye zabıtası ile polislerin gerçekleştirdiği ortak operasyonda basılan atölyelerde 1.263 adet sahte can yeleğine el konuldu.
Aslında bu malzemeye can yeleği demek de doğru değil. Doğrusu kişisel yüzdürücü
Piyasada satılan standart örneklerinin fiyatı 50-150 dolar arasında değişirken, bu uydurma güvenlik gerecinin işportada 20-30 liraya satıldığı ortaya çıktı.
Yeleklerin içine sünger parçaları ve ambalaj artıkları doldurulmuştu. Dolayısıyla bırakın yüzdürmeyi, ıslanınca ağırlaşacağı için batırıcı özelliğe sahipti.
Acaba, Ayvalık ve Didimde yaşanan son iki faciada can veren 31 kurbanın üzerinde de bu yeleklerden mi vardı?
Ya da, bu yeleklerden giyen kişiler arasında ölenler oldu mu?
Operasyonda, mallara el konuldu, gözaltına alınan 11 kişi Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa Muhalefet gerekçesi ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bu kişilere ayrıca 1.800 lira para cezası kesileceği öğrenildi.
Peki, kaçakçılık bu işin neresinde?
Hemen söyleyelim, etiketinde
Ne alaka?...
Çünkü merdiven altında üretilen bu yeleklerin üzerine tanınmış markaların etiketleri yapıştırılmış Dolayısıyla konu gümrük mevzuatına takılıyor.
Yani burada, malzemenin ölüme yol açabileceği göz ardı edilip, devletin zarara uğratılması ön plana çıkıyor
Ne var ki, bize göre bu iddiadan rahatlıkla yırtacaklar, çünkü süsü var ama kaçakçılık diye bir şey söz konusu değil. Gerçi "İnsan Kaçakçılığı" var ama ilgili kanun bunu kapsamıyor...
Dolayısıyla iş sahtecilik ya da taklit ürüne geliyor ki, bu da öncelikle taklit edilen markanın şikayetini gerektiriyor. Aksi halde cezası yok...
Bize göre, sahte can yeleği üretmenin ve satmanın sıradan bir sahtecilik ya da gümrük kaçakçılığı gibi görülmesi en büyük yanılgı İşlenen suçun çok daha ağır bir bedeli olması gerek Zira insan hayatına kast ediliyor
TCKnın 21. Maddesinde, Olası kast ile ilgili bölümlere rastlıyoruz. Olası kastla bir veya birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma ise ağırlaştırılmış müebbete uzanan uzun süreli hapis cezalarını öngörüyor
Bu nedenle soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıyoruz!
Ve bir şey daha...
Aylardır giyim mağazalarında mankenlere giydirilerek teşhir edilen, hatta bazı yerlerde bakkallarda ve dahi işporta tezgahlarında bile satılan bu can yeleklerini görüp de görmezden gelenlere ne demeli?
Bu malzemelerin su sporları ile ilgilenen kişilere seslenmediği satıldığı ortam açısından apaçık ortada Dolayısıyla hedef kitle olarak kimlere seslendiği de
Ne dersiniz, bakalım mı bir kez daha TCKya?...
Göçmen kaçakçılığı suçu ile ilgili olan 79uncu maddede, Bir kişinin yasal olmayan şekilde yurt dışına çıkmasına imkan sağlamak suç kapsamında değerlendiriliyor ve 3 yıldan 8 yıla kadar hapis ile 10 bin güne kadar para cezasına hükmediliyor.
Üstelik, Teşebbüs halinde kalması da hafifletici neden sayılmıyor ve hayati bakımdan bir tehlike oluşturması halinde bu ceza yarısından üçte ikisine kadar arttırılır deniyor.
Biz hukukçu değiliz. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hissedip kabaca araştırdık ve bunları bulduk. Kim bilir uzman olanlar daha neler bulurlar.
Maksat caydırmak ise ilgili tüm birimlere büyük görev düşüyor.
Katil uşak diyerek geçiştiremeyiz
